All for Joomla All for Webmasters

BAŞKA HAYATLARA DOKUNABİLMEK

Her an başka hayatlarla kesişir hayatımız. Anları, sevdaları, acıları, ayrılıkları, gece nöbetlerini, uykusuzlukları, gözyaşlarını paylaşırız. Paylaştığımız ortak zamanlar sona erdiğinde kaç insan, kaç anı, hangi şekilde kalır hatıramızda ve hayatımızda? İyi ki tanıdım... İyi ki yaşadım... Keşke tanımasaydım... Yaşadıklarımdan çok pişmanım... Her şeye değerdi... Değmezmiş...

Sizin için hangisi söylensin istersiniz? 

Öylesine yaşanmış, tanınmış biri olmak veya olmamak sizin elinizde. Ego denen canavarı yok etmeyi başardığınızda hayatı ve hayatınıza dokunanları da daha değerli yaşamaya başlıyorsunuz. Başarıyı, mutluluğu kıskanmamayı, yüzü gülen mutlu insanların mutluluğundan keyif almayı öğreniyorsunuz. Bunu başarabilmek için önce kendinizi mutlu etmeyi başarabilmelisiniz. Bunu da önce kendinizi tanıyarak, her yönünüzle yüzleşip kabul ederek gerçekleştirebilirsiniz. 

Kişisel gelişime olan yöneliş ve ilgi çok sevindirici. Ama çok önemli bir noktanın farkında olmak lazım. NLP' yi ele alalım. Eğitmenliğini yaptığım bir alan ve ben herkesin ama herkesin en az 1 kez NLP eğitimi alması gerektiğine inanıyorum. Yaşam koçluğu yapmak isteyenler için temel eğitim olmasının dışında hayatınızı değiştiriyor olması en büyük özelliği. 

Eğer ki insanların umutsuzluklarından, üzüntülerinden, kendi kinlerinizden, affedemediğiniz insanlar yüzünden edindiğiniz yanlış fayda ve ilgiden beslenmiyorsanız veya bu duygulardan kurtulmaya hazırsanız bu eğitim gerçek bir sihirli değnek. Önce kendinizi anlamayı, her hal ve durumda duygularınızı yönetebilmeyi ve çevremizdeki duygu durum değişikliklerini anlayabilmenizi sağlıyor.

Kendini anlayan bir insan olduğunuzda herkesi daha kolay anlayabiliyorsunuz. Eşinizin verdiği tepkiden tutunda iletişim içinde olduğunuz yöneticiniz, kayınvalideniz, çocuğunuz, çalışma arkadaşınız, apartman görevlinizin bile neyi neden yaptığı konusunda fikriniz oluyor. İletişim ve farkındalık arttıkça üzüntüler ve tartışmalar azalıyor. Sizin içiniz aydınlandıkça etrafınız da aydınlanıyor. Siz güzelleştikçe çevreniz de güzelleşiyor. Siz gülünce herkes gülüyor. Verdiğiniz tepkilerle birlikte sesinizdeki stres ve öfke yerini sakin yaklaşımlara bırakıyor. Hüzünleriniz azalıyor. Yani siz keskin köşelerinizi törpülediğinizde her şey daha kolay ve keyifli hale geliyor. Ve sizin değişiminiz etrafınızdaki herkesin ve her durumun sakin yaklaşımlara dönüşmesine yardım ediyor. 

Var olanlara sarılıp şükretmeyi öğrendiğimizde, olmayanların yokluğuna üzülmeden, söylenmeden bir hayat yaşıyor ve bu keyfi çevremizle paylaşıyor oluyoruz.

Bu ne demek? Her şeyden önce SİZ iyi oluyorsunuz ve artık kendinizi her şey için hırpalamıyorsunuz. Çünkü; aynı anda ne herkesi mutlu edebiliriz ne de her şeyi kontrol altında tutabiliriz. Bu herşeye yetişme koşturmacası pilinizi bitirirken, sahip olduklarınız çoğalır ama bir şeyler de yok olur. İnsanlar size ''şımarıksın, şükretmiyorsun, nelerin var ama hep bir surat'' derken siz de bu etikete inandığınızda işte mutsuzluğun tepe noktasına ulaşmış oluyorsunuz.

Tanıştığımız insanların hayatını güzel örnek olmak yoluyla değiştirebiliriz. Onların içinde olan ama harekete geçiremedikleri duygularını yükselterek, onlara saygı duyarak, takdir ederek ve onlara sevgiyle yaklaşarak bunu başarabiliriz. Bunun için herhangi bir ünvana ihtiyacımız yok.

Koçluk ve danışmanlıklarımda en sık karşılaştığım sorun: Takdir edilmemek, motive edilmemek, çok istemek ama harekete geçememek, enerji yoksunluğu....Ve herkes bunu karşısındakinden, çevresinden bekliyor. kimsenin etrafına verecek fazladan iyi duyguları, aşkı, sabrı, enerjisi, motivasyonu yok. Olansa kendini bile mutlu etmeye yetmiyor. Herkes bir kıvılcım arıyor. Hayatını değiştirecek mutsuzluklarını giderecek bir değişim..Hep bir arayış..

Mutluy ( MUŞ)

Seviyor (MUŞ)

Güçlüy (MÜŞ)

Üzülmüyor (MUŞ)

Umursamıyor (MUŞ)

Anlayışlıy (MIŞ)

Kıskanmıyor (MUŞ)....

Maskelerimiz... Yaşadığımız duygu fırtınaları, kriz anları, hayatın iniş-çıkışları, kayıpları sırasında hangisi gerekiyorsa onu takıyoruz. Kendimiz olabilmek ne zor oluyor. O an ne hissediyorsak ifade edebilmek, yaşayabilmek, ağlayabilmek..

Sürekli birşeylere, birilerine ve hayata karşı (MIŞ) gibi yaparak kendimizi daha çok geride bırakıyoruz. Her; ''neyse, boşver, bir kerelik görmezden geleyim'' dediğimizde yani sabrettiğimizde sükünet devam ediyor. Ama bunların birikimi bir gün küçük bir kıvılcımda volkanik patlamaya dönüşüyor. Ve etrafınızdan şu tepkiyi alıyorsunuz '' çok gerginsin, sen çok agresif oldun, ne oldu sana, sen çok değiştin, sen eski sen değilsin )v.s.

Kendimizi geliştirecek alternatif yollar eğitimler bize çok şey katar. Hayatla kavgamızdan, öfkelerimizden, yaşanmışlara olan kinimizden, kıskançlıklarımızdan kurtuluruz. Bu doğrultuda yaşadığınızda, hayatına girdiğiniz ve hayatınıza aldığınız herkesin yaşantısı ve bakış açısı da aynı doğrultu da değişecektir. Kendinizi aydınlattığınız her konuda karşınızdaki kişiye de bir ışık tutarsınız. Kendi yaranızı sarabildiğinizde başkalarının da yaralarına merhem olabilirsiniz. Ve kendinizi sevdiğinizde herkese sevgiyle bakabilmeyi, her duruma sevginin huzuru ve sakinliğiyle yaklaşabilmeyi başarırsınız.

Ve işte o zaman veda ettiğiniz hayatlarda pişmanlıklarla değil, "iyi ki" lerle anılırsınız. Bir hayatta iz bırakmak, güzel bir anı olabilmek için güzel olan yolu seçebilmelisiniz. 

Unutmayın; sadece sevgi bulaşıcıdır ve insana şifa veren tek hastalıktır.

Umut ve sevgi sizi hiç bırakmasın

Yeşim Acar

www.yesimacar.com

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.